Kabakçı Mustafa İsyanı

Kabakçı Mustafa İsyanı, Kabakçı Mustafa’nın Mayıs 1807 tarihinde, liderliğini yaptığı isyandır. İsyan sonucunda III. Selim tahttan indirilerek yerine IV. Mustafa geçirilmiştir. III. Selim, askeri, ekonomik, sosyal ve hukuki alanlarda reformlar gerçekleştirerek Osmanlı İmparatorluğu’nu modernleştirmeye çalışıyordu. Ancak, bazı kesimler bu ıslahatlara karşıydılar ve geleneksel yapıyı korumak istiyorlardı. Bu yazımızda isyanın başlangıç ve yayılma aşamalarını Ortaköy’de yaşayan bir Ermeni olan Gerog Oğulukyan’ın kaleme aldığı satırları referans alarak anlattık. Keyifli okumalar…

Tabyalarda Islahat Teşebbüsü

Ve beklenen an geldi. Padişah, Bostancıbaşı huzura çağırıp: “Ne kadar bostancı varsa üniformalarını değiştirip talim etmelerini, istemeyenlerin ise istedikleri yere gitmelerini” söyleyince, Bostancıbaşı; “Yalnız üniformaları değil, ferman buyursanız onlara şapka bile giydiririm” diyerek Padişah’a teminat verdi.  Padişah, buna karşılık “Sen bunu yaparsan ömrün boyunca üçtuğ üzerinden eksik olmayacaktır, aferin” dedi ve ona Nizam-ı Cedid’e mahsus şemsiyeli kaput giydirdi ki bunu gözümle gördüm.

Bundan sonra, Bostancıbaşı, Macar kalesi ağası Haseki Halil Ağa’yı çağırarak: “Padişah fermanıdır, askerlerine yeni üniforma giydirmeni isterim, zira diğer ocaklarda da bu hafta aynı değişiklik yapılacaktır” dedi. Adı geçen Ağa da “baş üstüne” diyerek söz verdi.

13 Mayıs günü yukarıda adı geçen ağa, bir tabyanın içinde yamaklarla divan kurarak: “Padişah, üniformanızı değiştirmeniz için ferman, ayrıca da size bahşiş olarak altın göndermiştir” dedi. Onlar ise; “Biz yeni bir şey bilmeyiz, nasıl gördükse öyle gideriz. Bahşiş de üniforma da sizin olsun” dediler. Ağa: “Biliyorum. İçinizdeki birkaç adam ortadan kaldırılıncaya kadar siz anlamazsınız. Onlar idam edildikten sonra size yalnız Nizam-ı Cedid üniforması değil, şapka bile giydiririm” deyince, hep birden; “Sen bilirsin” dediler. O esnada, Ağa, kast ettiği adamları yakalayıp öldürmeye teşebbüs edince, hep birden “vurun” diye bağırarak üzerine atıldılar. Ağa, ellerinden kurtulmak için denize atıldı ise de onlar kendisini bir neferi ile beraber suyun içinde öldürdüler.

O sırada Rumeli tabyasında bulunan Mahmud Efendi bunu duyunca korkmaya başladı ve oradaki bütün Nizâm-ı Cedid askerlerine, Büyükdere çayırına gidip orada kendisini beklemelerini söyledi. Onlar tabyadan çıkarak Çiftliğe doğru gittiler, kendisi de oraya gitmek için kayığına bindi. Macar tabyasındaki yamaklar, dürbünle efendilerinin kaçmakta olduğunu görünce, kayıklara hücum edip bindiler ve onun yolunu kestiler. Çaresiz bir hale düştüğünü gören Ağa da kayığını Büyükdere’ye doğru çevirdi, karaya çıktı fakat gönderdiği askerden kimsenin orada bulunmadığını görünce, ocağın önünde peykenin üzerinde oturdu. Yamaklar yetişerek, kendisini bir adamı ile beraber öldürdüler. Naaşı ertesi gün kaldırıldı.

İsyanın Elebaşıları

Saray ricalinin ve ulemanın desteği sayesinde bu işleri yapan adamların içinden Oduncu Süleyman, Bekir, Çili, İbiş, Memiş ve Kabakçı Mustafa adlarını taşıyan kurnaz ve dilleri dönen altı kişi sivrildi. Bunlar, gayelerine varmak için bütün yamakları topladılar ve kararlarına sıdık kalacaklarına dair onlara kılıç üzerinde yemin ettirdiler. Aldıkları kararlar şunlardı:

  • İş bitinceye kadar şarap içmemek
  • Fakir fukaraya hiçbir zarar yapmamak
  • Reaya ve yabancılara el kaldırmamak
  • Bu kararlara karşı hareket edenleri param parça etmek
  • Et meydanına giderek Kuran’a göre murafaa olmak

Cemiyet bu kararları dinledikten sonra ayağa fırlayarak hep bir ağızdan “çok iyi” diye bağırdılar.

Kabakçı Mustafa İsyanı

Kabakçı Mustafa İsyanı Başlıyor

15 Mayıs günü 1500 kişilik tabya askeri, ellerinde bayraklar ve elebaşıları önlerinde olduğu halde aşağı inerek yola çıktılar. Onlar, geçtikleri köylerde; “Müslüman olan bayrak altına gelsin. Reayalar, korkmayın, size bir zararımız olmayacaktır, sakın dükkânlarınızı kapamayın” diyerek çağrıda bulunuyorlardı. Asiler saat bire çeyrek kala, karanlıkta Ortaköy’e girince bütün köy korku ile ürperdi.  Onlar bağırışları arasında “yoldaşlar, silahımızı gözetin, olmaya ki kaza ile bir sakatlık olsun ve sakın reayadan parasız bir şey almayasınız, yoksa paralarız ha” sözlerini duyuyorduk. Asiler Kabataş’a kadar giderek bayraklarını oraya diktiler ve durdular. Bu esnada, asiler, Şeyhülislâm Efendi’yi, Rumeli ve Anadolu kazaskerlerini, İstanbul Efendisi’ni ve diğer ulema liderlerini görüşmek için Et meydanına çağırdılar.

Padişah Tahttan Çekiliyor

Ertesi cuma günü, Sekbanbaşı huzura çıkarak, Padişah’a halkın kendi emirlerini beklediğini söyleyerek kendisini selâmlık merasimine davet eder. Padişah ise: “Ben ne selâmlığa çıkarım ne de benim halkım vardır. Kavganın bana karşı olduğunu anladım” der. Padişah, aynı zamanda içeriye Şehzade Mustafa’ya haber göndererek: “Tahtınıza buyurun, zira kul beni istemiyor. Benim işim bitti, gel oğlum, uğurlu kademli olsun” der. Bu esnada sarayın bütün kapıları kapanmıştı ve yalnız Soğukçeşme kapısı lâzım olduğu vakit açılır kapanırdı. Bundan dolayı, asi kalabalığı Paşakapısı’ndan Soğukçeşme kapısına kadar olan sahada toplanmış bekliyordu. Bir ara, Soğukçeşme kapısının duvarı üzerinden: “Sultan Mustafa’yı ister misiniz?” diye bir ses duyuldu ve kalabalık “İsteriz!”  diye karşılık verdi.

Sultan Selim, aynı zamanda, sarayda bulunan bütün ağaları çağırarak: “Bakın, ağalar, artık hakkınızı helal edin, sizi göreyim, gelen padişaha iyi hizmet edesiniz” dedi. Bu esnada Sultan Selim ağlıyor, ayaklarına kapanan ağalar da ağlıyorlardı. Haber içerde Sultan Mustafa’ya ulaştığı vakit, o: “Ben bu suretle tahta çıkmak istemem ve oturmam da. Amcazademin bu halini görmek istemezdim. Keşke ölmüş olsaydım ve bunu görmeseydim. Ben buradan dışarı çıkmam, ne isterlerse yapsınlar” dedi ve ağladı. Sultan Selim dışarıda, Şehzade Mustafa da içeride ağlıyorlardı. Vaziyetin fenalaşacağını gören musahip ağalar. Sultan Mustafa’nın ayaklarına kapanarak; “Bunu yapmayın, Efendim, böylece Sultan Selim’e iyilik yapmış olmayıp onun ölümüne sebep olursunuz. Sen dışarı çıkmazsan asiler onu dışarı çıkarıp öldürürler ve seni zorla tahta oturturlar” diyerek şehzadeyi ikna ettiler.

Sultan Mustafa, kafesten çıkarak gelirken. Sultan Selim de tahttan inip içeriye doğru giderken birbirine rastlayıp kucaklaştılar ve ağladılar. Sultan Selim: “Oğlum, var tahtıma otur, uğurlu kademli olsun, zira benim kaderim bu imiş” diyerek alnından öptü. Sultan Mustafa da onun ayaklarını öper. Sultan Selim, sözüne devamla: “Sana bir nasihat vereceğim, hizmetkârlarına sakın yüz verme ve sözlerine inanma. Onlar beni rezil ettiler ve iş bu hale geldi. Bundan ibret al” dedi.

Üçüncü Selim
III. Selim

 

Yeni Padişah IV. Mustafa

7 Mayıs Cuma günü, saat iki buçuk civarında Sultan Selim’i katledip Sultan Mustafa’yı tahta çıkardılar. Herkes birbirine “gözün aydın” diyordu, çünkü Sultan Mustafa’nın tahta çıkması ile herkesin gönlü rahatlamıştı. Asiler, bu işi bitirdikten sonra Bab-ı Hümayuna giderek bayraklarını iki yanda diktiler ve tüfekleri ellerinde olduğu halde padişahın selâmlığa çıkmasını beklemek üzere Sultanahmet Camii’ne kadar olan sahada dizildiler. Saat 6’da selâmlığa çıkan padişah Bab-ı Hümayuna doğru geldiği vakit saray kapısı derhal açıldı ve cehennemi bir gürültü koptu. Kapıdan çıkan padişah, ömründe görmemiş olduğu bu korkunç çehreli adamları görünce, korkudan yüzü sap sarı kesildi.

Kendisi o kadar nazik ve güzel bir gençti ki kafesten çıkmış bir kumruya benziyordu. Karakullukçular, bayrakları ellerinde, tüfekleri de sırtlarında olduğu halde padişahla beraber yürüyüp, “Maşallah, ne güzel bir padişahımız vardur” diye bağırarak onu Ayasofya’ya götürdüler.

Yaklaşık dört gün süren Kabakçı Mustafa İsyanı esnasında 300 civarı insan hayatını kaybetmiş, Rumelikavağı, Sarıyer, Yeniköy civarı büyük hasar görmüştür. Bu isyanın neticesinde Osmanlı’da yenileşme hareketleri bir süre durmak zorunda kalmıştır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Eğitimde Fırsat Eşitliği

Eğitimde Fırsat Eşitliği

Eğitim, bireylerin ve toplumların gelişimi için gerekli olan en önemli unsurlardan biridir. Eğitim, bireylerin bilgi, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir