13 Sayısı Gerçekten Uğursuz mu?

İngiliz yazar Paul Hoffman, Şubat 1987 tarihli Smithsonian Magazine’de “Triskaidekaphobia” (13 Korkusu) başlıklı bir makele yayımlar. Bu makalesinde yazar okuyucularına, “bu telaffuzu güç fobinin işe gelmeme, uçak ve tren rezervasyonu iptalleri ve ayın on üçünde ticaretin azalmasıyla Amerika’ya yılda bir milyar dolara mal olduğunu” söyler. Gerçekten de “13” yüzyıllardır popüler inançlarda gittikçe artan olumsuz bir karakter kazanmıştır. Peki, 13 sayısı gerçekten uğursuz mu? 13 sayısının uğursuz olduğu inancının kaynağı nedir? Bu yazımızda tüm soruların yanıtlarını vermeye çalıştık.

Hıristiyanlık Geleneğinde 13

13 sayısının uğursuz olduğu inancı oldukça yaygındır. Napoléon, J. Paul Getty ve Franklin Delano Roosevelt gibi ünlü isimler, bir masada 13 kişiyle oturmaktan bile korkarlardı. Bazı oteller odalara 13 numarasını vermekten kaçınır hatta on üçüncü katı atlarlar; kimi demiryolu istasyonlarında 13 numaralı peron yoktur. Ayrıca ayın on üçüncü günü cumaya (İsa’nın öldüğü gün) rastlarsa işe gelmeme oranında büyük bir artış olduğu gözlemlenir. Hıristiyan geleneği 13’e karşı duyulan bu tiksinmeyi müritlerden birisinin -on üçüncünün- İsa’ya ihanet ettiği “son akşam yemeği”ni hatırlatmasıyla açıklar. Hıristiyanlıkta 13, çoğu kez cehenneme layık bir hiyerarşinin sayısı olarak anılır. Benzer şekilde cadılar da genellikle 13’lü gruplar halinde görülür.

Kadim Uygarlıklarda 13’ün Uğursuzluğu

Orta Çağ Avrupa’sında 13 sayısının uğursuz olduğu inancı bilinmektedir. Bununla birlikte 13’ün Yakındoğu uygarlıkları ve kültürlerindeki olumsuz rolü çok daha gerilere gider. Babil takviminde bu sayının tarımda bereketi kaçıracağına inanılır. Benzer şekilde Çin’de, bu inanç yılın bölünmesiyle bağlantılıydı. 354 günlük saf ay yılının kullanıldığı günlerde, belli bir yıl geçtikten sonra, güneş yılına tamamlamak için bir on üçüncü ay eklenirdi; bu aya “Izdırap” ya da “sıkıntının efendisi” adı verilirdi. Geleneksel Yunan masallarında 13. olan Kaptan, mürettebatın sonuncusu olarak dipsiz çukura atılır ve yine de sağ kalır.

Kimi Kültürlerde Durum Daha Farklı

“13 sayısı gerçekten uğursuz mu?” sorusuna yanıt ararken farklı inanç anlayışlarıyla da karşılaşıyoruz. Kadim Maya kültüründe ve Musevi geleneğinde de 13 kutsal ve uğurlu bir sayı olarak kabul ediliyor. Musevilik, 13’ün sayısal değeri Tanrı’nın en önemli niteliği olan Ahad’ın, yani birin, sayısal değerine eşit olduğu için 13’ü şans getiren bir sayı olarak kabul eder. Musevilerin günlük hayatını düzenleyen Talmud’da bir kâhin, “İsrail toprağının zamanla 13 parçaya bölüneceğini, on üçüncü parçanın kral Mesih’e düşeceğini” iddia eder. Kabala, mümin birisinin cennette bulacağı, 13 cennet çeşmesinden, 13 merhamet kapısından ve 13 pelesenk ırmağından söz eder. Zohar, üç başlı Günlerin Kadim Kutsallığı’nı betimlerken 13’ün önemini ayrıntılı bir biçimde ele alır.

Sonuç olarak “13 sayısı gerçekten uğursuz mu?” sorusunun yanıtı elbette hayır. Farklı inanç sistemlerinde çeşitli sayılara anlam yüklenmesi çok sık rastlanan bir durumdur. Bugün hala bu batıl inanca sahip insanlar olsa da herhangi bir sayının insanlara uğur ya da uğursuzluk getirmesi modern bilimler ile ters düşer.

İlgili admin

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Burçların Kökeni

Burçların Kökeni

Burçlar, insanların doğdukları tarihe göre belirlenen astrolojik sembollerdir ve genellikle birçok insanın kişilik özelliklerini, davranışlarını …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir